9 Mart 2016 Çarşamba

BU YIL ÇOK "ÇITIR" HEDEFLERİM VAR



Bu yıl, iş yerinde gerçekleştirmeyi planladığım performans hedeflerimden bağımsız olarak, kendim için gerçekleştirmek istediğim hedeflerim de var.  Tatlıya ve abur cubura düşkün bir yemek blogger’ı olarak her ne kadar bunu tam olarak başaramayacak olsam da, en azından azaltmayı deneyeceğim :)  

Hatta ve hatta sağlıklı beslenmeyi öğrenmek adına, 20 gün boyunca aynı şeyi yapanların 21. Günde yapmaya veya yapmamaya alışkanlık kazandıkları, meşhur “21 Gün Kuralı”nı bile denemeyi düşünebilirim :) Şekersiz Yaşam gibi yeni ve sağlıklı bir alışkanlığı belki bu şekilde kendime kazandırabilirim. Sonuçta 20 gün! Dayanabilirim yani :) 

Sağlıklı beslenmeye paralel olarak yürütmeyi planladığım diğer hedefimse “spor” yapmak.  Yıllarca her gün, bazen unutup iki kez, saatte 7 kilometre yürüyüp kas yapıp yağ yaktıktan sonra, aynı formu biraz alt yapı, biraz metabolizma ve son beş yıldır da yalnızca Pilates yaparak sürdürmeye çalışmamın yetmediğinin farkına vardım.  Bu yüzden, tam da Baharı karşıladığımız şu günlerde, eski performansımı yakalamak, serotonini iliklerime kadar hissetmek, güne daha enerjik başlamak ve vücuduma yatırım yapmak için, yeniden tempolu sabah yürüyüşlerine başladım.  Tek yapmanız gereken, güne her zamankinden biraz daha erken başlamak ve mutlaka kahvaltı etmek!


Hafta içi evde, sabah okula giden iki çocuk ve mesaisi 9:00’da başlayan ebeveynler olunca, hafta sonundaki gibi teferruatlı bir kahvaltı sofrasına oturmamız pek mümkün olmuyor.  Özellikle yürüyüş yaptığım sabahlar, kendim için, tam tahıllı yüksek lif içeriği ile tok tutan, vitamin ve mineralden zengin, düşük yağ içeriği ile sağlıklı, lezzetli olduğu kadar pratik bir şekilde hazırlayıp yiyebildiğim Nesfit’i tercih ediyorum. Süt içemediğim için yoğurtla birlikte yemeyi daha çok sevdiğim, yeni Nesfit’in Ballı & Bademli’si favorim :) Sade olanını da, üzerine biraz meyve ilavesiyle birlikte yine yoğurtla hazırlayıp iş yerinde kendime harika bir ara öğün yaratıyorum.



Uluslararası sağlık otoriteleri, yeterli ve dengeli beslenme düzeninin bir parçası olarak, günlük alınması gereken tam tahıl miktarını 3 porsiyon (3x48 gr) olarak belirtmiş ve 40 grama karşılık gelen 7 yemek kaşığı Nesfit’le, ben de bu 3 porsiyonun 1 porsiyonunu otomatik olarak karşılamış oluyorum :) Buyrun size başlangıç, buyrun size motivasyon :)
Bazı tanıdıklarımdan, bu tarz kahvaltılık gevreklerin, süt ve yoğurt ile birleşince hemen yumuşadığından dolayı sevmediklerini duymuştum. Yenilenen Nesfit'i görünce hemen aklıma geldiler :) Nesfit'in içeriği yenilenmiş ve şimdi daha Çıtır Çıtır olmuş :)  Artık, o kahvaltılık gevreklerin de beslenme rutinlerine eklenmesi için hiçbir bahaneleri kalmadı :) 
Yenilenen içeriği ile şimdi daha çıtır olan Nesfit’in bir de sürprizi var :) Yarışma şöyle:

Nesfit yerken çektiğiniz bir fotoğrafınızı; Sağlıklı ve pozitif yaşam, iyi beslenme veya spor’la ilgili bir motivasyonunuzu ya da hedefinizi belirterek, #ÇıtırÇıtırNesfit hashtag’iyle Instagram’da, @nesfitturkiye’yi mention ederek ve çektiğiniz fotoğrafta etiketleyerek paylaşın, Nesfit’ten hediye paketi kazanın.

Bu bahar, benim gibi düşünen bir markanın olması beni çok mutlu etti :) Sonuçta, herkesin bahar enerjisini hissetmesini ve bu enerjiden yararlanıp, daha iyi bir yaşama başlamalarını çok isterim :) Bu arada Nesfit'li güzel tarifler ve yeni fikirler için https://nestle-fitness.com/tr/recipes/ adresini takip edebilir, birbirinden sevimli tariflerle kendinizi motive edebilirsiniz :)

Paylaşımlarınızı ve hedeflerinizi heyecanla ve merakla bekliyorum :) Sağlıklı ve Tam Tahıllı Güzel Günlere...


 




13 Aralık 2012 Perşembe

"İTALYAN MUTFAĞI" KURS GÜNLÜĞÜ-1

İtalya'ya, İtalyanca'ya, İtalyan kültürüne ve İtalyan yemeklerine hayran bir "İtalyansever" olarak diyebilirim ki, 2 haftadır, hayatımın en eğlenceli ve en renkli "Cumartesi"lerini geçiriyorum :)

Çok uzun zamandır açılmasını beklediğim 4 haftalık kursun nihayet 1 Aralık, Cumartesi itibariyle yeniden başlayacağını duyar duymaz, hem çok fazla talebin olduğu ve hem de sınırlı sayıda kursiyerin katılacağını bildiğimden, bir heyecan, erkenden arayıp, yerimi garantilemeyi başardım:)

Kurs, tahmin edeceğiniz üzere İtalyan Mutfağı'na yönelik. Mekanımız, Ankara'yı İtalyan Mutfağıyla buluşturan, en seçkin ve en gidilesi Restaurant'lardan Peperoncino ve hocamız da ünlü Şef Daniel Evangelista :) Ta ta ta taaaaaaaaaaam....

 

Fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere, Şefimiz gerçekten çok eğlenceli ve renkli bir karakter:)  Mekan da rahat ve konforlu olunca saatlerce hamur yoğurası geliyor insanın:)

İlk hafta "Biscotti" (Kurabiye) Kursu'yla başladık.  Dört çeşit tadımlık kurabiye yaptık, pişirdik ve hepsini özenle paketleyip, lezzet testi için evlerimize götürdük:) Benimkiler daha eve ulaşmadan yarıya indiler gerçi ama, hepsi de kendi kategorisinde 10 numaraydı:)

Masalarımıza, tarifleri not almak üzere minik şirin Peperoncino kağıtları, bir adet çevre dostu Peperoncino tükenmez kalem ve ne tesadüftür ki "KIRMIZI" renkli mutfak önlükleri biz gelmeden önce konmuştu:)


Derse başlamadan önce biraz sohbet edip, Şef'le lafladık.. Peperoncino'nun İtalyanca "Acı Kırmızı Biber" anlamına geldiğini o esnada öğrendim mesela:)

Ve Gong Sesi!! Biscotti Dersimiz başladı.. Önlükler takılsın!!

Şefimiz, futbol oynarken talihsiz bir şekilde ayağını kırdığı için, yapım aşamalarında kendisine Gazi Üniversitesi "Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü"nde okuyan 2 stajer öğrenci yardım etti. Onların yerinde olabilmek için bir 20 yıl geriye gidebilmeyi gerçekten çok isterdim:)

Hemen akabinde de rengarenk kapların içinde daha önceden gramajlanmış malzemelerimiz geldi:) Tariflerin hepsini sizlerle tek tek paylaşmak için sabırsızlanıyorum, ama önce evde bir kez de kendi başıma yapmam ve fotoğraflamam lazım:))



İlk olarak, "Ovis Mollis" yaptık.. Şefe göre, bir kurabiyenin yalnızca damağa değil göze de hitap etmesi gerek.  Bu sebeple, yapacağımız kurabiye çok basit bile olsa, bir görsellik katmamız önemli.   Bu yüzden bu kurabiyeleri önce kakaoya ve sonra toz şekere bulamak suretiyle görünüşlerini Fransız'ların "kara elması", "trüf mantarı"na benzettik:)





İkinci olarak, "Limonlu Ovis Mollis" yaptık.. Tarifler gerçekten çok kolay, fakat biz daha çok şekil verme kısmında oyalandık. Tahmin edersiniz ki, bu sefer kurabiyeleri "minik limoncuklar" şekline soktuk.  Hamurun içine çay kaşığının ucuyla sarı gıda boyası, biraz limon aroması ve çok az limon kabuğu rendesi koyduk. Önce hamurdan minik toplar yuvarladık. Sonra uçlarına limon şekli verip, çatalla üzerine delikler yaptık.  Sonuç, harikulade oldu:) Hem damağa, hem göze :))



Üçüncü olarak, ki benim favorim bunlar, "Baci di Dama (Lady Kisses)" pişirdik. Bu badem tozuyla yoğurulan sevimli kurabiyeler öyle lezzetli ki, yemeye kıyamazsınız:) Hamurdan minicik toplar yapıp, tabanlarını düzleştirmek için tepsiye biraz tepeden kuvvetlice atarak dizdiğimiz kurabiyeleri, piştikten sonra ikişer ikişer alıp, aralarına "erimiş çikolata" koyarak öpüştürdük:)



"Dördüncü ve son olarak, hazırladığımız temel "Pasta Frolla (pasta hamuru)"  ile hem "kahve aromalı" ve hem de tıpkı "kahve çekirdeği"ne benzeyen kurabiyeler yaptık.  Kurabiyeleri "kahve çekirdeği"ne benzetmek için, hamurdan cevizden biraz daha küçük toplar yuvarlayıp, avucumuzda silindire benzer bir şekil verdikten sonra, çatalın sapıyla tam ortalarına bastırdık.  Bu kahverengi ve kahve tadındaki bisküvileri, biran önce yapıp, bir fincan kahvenin yanında ikram etmek için sabırsızlanıyorum:)




Son olarak, bir kadeh çok özel bir İtalyan şarabı eşliğinde, Şefin spesiyali mantar soslu ve gerçekten çok ama çok lezzetli ev yapımı "Makarna" ziyafeti çekip, elimizde kurabiye paketleriyle bir sonraki dersin hayalini kurarak mutlu mutlu evlerimize dağıldık :)

Peperoncino'ya, Şef Daniel Evangelista'ya ve bize her konuda yardım eden o iki tatlı stajyer arkadaşa çok teşekkür ediyorum...